ARASHI AIKIDO'nun Belediye yaz kursları kapsamında Aikido faaliyetleri – Hürriyet ve Sonsöz gazeteleri haberleri




http://www.sabah.com.tr/Ankara/2013/03/30/aikido-gosterili-kitap-tanitimi



http://www.haberler.com/aikido-gosterili-kitap-tanitimi-4473328-haberi/



SPOR BAKANI ANKARA SPOR ŞENLİKLERİNDE



AİKİDOCULARIN ANITKABİR ÇIKARTMASI

 

Kolejliler Dergisi-Röportaj / Sayı:102 -Temmuz 2010

 

Hürriyet Gazetesi 14 Temmuz 2010

 

Deluxe Dergisi - Mart 2008

 

Tercüman Gazetesi 4 Ekim 2007

 

 

 

Hürriyet Gazetesi 4 Şubat 2007

 

***************************

Hürriyet Gazetesi 9 Mayıs 2007

***************************

 

Kolejliler Dergisi

Sayı 87 - 2007

 

Ankara Kolejliler

 

Bizim Dünyamız

Japonya'da İki Kolejli

Mezunlar Derneği üyelerimizden Bora Açıkalın '77 ve Emre Yetgin '04, Eylül 2006'da hem kültürel, hem de sportif amaçlarla Japonyadaydılar. Ankara'da bir süredir birlikte çalıştıkları Japon aikido hocası Yasuhiro Tashiro'nun davetlisi olarak Japonya'ya gittiler. Sekiz günlük ziyaretleri sırasında Kolej mezunu Tokyo Büyükelçimiz Sn. Solmaz Ünaydın'ı da ziyaret eden arkadaşlarımızın hatıralarını, kendi anlatımlarıyla sizlere sunuyoruz.

Kasım 2005'te Federasyon'un davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Tashiro Hoca, o tarihten itibaren bizimle çalışmakta ve deneyimlerini paylaşmaktadır. Gelişen güzel ilişkiler çerçevesinde bizleri Japonya'ya davet etti ve geçtiğimiz eylül ayında Emre ile beraber Tokyo'ya uçtuk. Sekiz günümüzün beşi Tokyo'da, üçü Yokohoma'da geçti. Bu süre içerisinde Sayın Büyükelçimiz haricinde hiçbir Türk'le görüşmedik ve Emre'nin Japoncasından güç alarak kendimizi o kültürün kollarına bıraktık. Bir kez şarap ve kırmızı et, bir kez de Mc Donalds menüsü yemenin dışında tüm öğünlerimiz tipik Japon yemekleri idi. Genellikle çiğ balık yiyorduk ama sushi değil gerçek çiğ balık.

Orada da sushi özel ve pahalı bir yemek. Sushi lokantalarına ya rezervasyonla gidiyorsunuz ya da kapıda kuyrukda bekliyorsunuz. İçerde sushiyi sizin gözünüzün önünde akvaryumdan aldıkları taze balıkla hazırlıyorlar. Ama itiraf etmeliyim ki yediğimiz en iyi sushiydi. Genelde çiğ balık yiyorlar, gerçek çiğ yani. Kesiyorlar, temizliyorlar, hiçbir işleme tabi tutmadan küçük biftek parçaları şeklinde ikram ediyorlar. Kahvaltılarında mutlaka yumurta ya da yumurtalı bir bulamaç var. Peynir ve zeytinle karşılaşmadık. Spagettiyi seviyorlar ama makarnayı buğday unundan değil, soya unundan yapıyorlar, lezzeti güzel. Bir gün yengeç lokantasına gittik, yengecin her yerini yedirdiler bize, çok güzeldi. Çıkarken yediğimiz yengeçlerle tanıştık, ciddi boyutlarda, hani şu insan yiyenlerden... Bir kez de Çin mahallesine gittik ama orada yediklerimizi sizlerin sağlığı açısından, saymasam daha iyi.

Japonlar genelde çok sakin ve nazik insanlar. Herkes birbirine karşı çok saygılı. Her gün farklı bir dojo'da antrenman yaptık ama hiç birinde teşekkür edemedik, çünkü her seferinde onlar bizden hızlı davranıp onlarla çalıştığımız için bize teşekkür ettiler. Belediye otobüslerinde, inen her yolcuya otobüse bindiği için şoför teşekkür ediyor, yani adamın günü otobüsü kullanmak ve teşekkür etmekle geçiyor. Metro giriş çıkışları iki yönlü akan bir insan seline benziyor. Neredeyse İstanbul'un iki katı insan Tokyo'nun her yerine metroyla ulaşıyor, sokaklarda araba çok az. Ama önemli olan şu ki, o curcunada kimse kimseye çarpmıyor, hatta yürürken aniden dursanız bile kalabalık yarılıp size çarpmadan yoluna devam ediyor. Bunu denedik mi, evet denedik. Biz de her yere metro ile gittik. Orada kaldığımız sürenin üç gününde Tashiro Sensei'nin evinde kaldık.

Gördüğümüz her iki şehirde de gökdelenler çok, dikine yerleşimle yeterli yeşil alanlar sağlamışlar. Gerçekten çok yeşil bir ülke. Tarihlerini koruyorlar ve seviyorlar. Shogun'un yaşadığı özel alanı, çeşitli Budist ve Şintoist tapınakları gezdik. Şinto tapınakları çok sade, Budist tapınaklar daha gösterişli. Halk genelde gösterişe düşkün değil. Rahat ve mutlular. Gençlerde bir miktar batı özentiliği var. Saçlarını renkli boyayıp, çılgın müzikler dinlemeyi, motosiklete binmeyi seviyorlar. Geceleri sokaklarda canlı müzik yapan rock gruplarına rastlıyorsunuz. Orada da üniversiteye girmek ciddi bir sorun. Tapınaklardaki dilek duvarlarından çıkan sonuçlara göre, gençliğin birinci sıradaki dilekleri ağırlıklı olarak üniversiteye girebilmekmiş.

Bütün bu gezip tozmamızın yanı sıra, her gün farklı bir dojo'ya gidip aikido çalışmayı ihmal etmedik. Çalıştığımız yerlerde her yaşta insanla karşılaştık. Bu, aikidonun hem ruh hem de beden sağlığı bakımından ne denli yararlı olduğunu bize bir kez daha kanıtladı.

Asıl amacımız aikido olduğu için Budokan adı verilen "savaş sanatları merkezi"ne gittik.

Son günümüzde, okulumuz mezunlarından ve istisna bayan büyükelçilerimizden Sayın Solmaz Ünaydın'ı ziyaret ettik. Kendisi bize gerçekten çok yakın davrandı ve ayrılırken hepinize selamlarını iletti.

Artık birer yaşam savaşçısı ve sevgi yolu misyoneri olarak, yani modern birer samurai olarak geri dönüş yolculuğumuz başlamıştı.

Emre Yetkin ve ben Bora Açıkalın, tüm camiamıza sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz. Umarız ilerde KolejİN'de birçok popüler sporun yanı sıra, aikido faaliyetlerimiz de olur.

İlgilenen ya da merak edenler, web sitemizden (www.arashiaikido.com) aikido hakkında bilgi edinebilirler.

Bora Açıkalın '77
Emre Yetgin '04